Kanatlı dünyamızın 30 yılı aşkın süredir referans dergisi olarak kabul edilen  Çiftlik dergisi ve sitesi www.ciftlikdergisi@com.tr “yıllardır vatandaşların nasıl aldatıldığının üstüne giderek yayınını sürdürmektedir. 

Bu yayınlarımızın seyrek olsa da  ulusal yayın organlarında yer alması sevindiricidir.

 Birçok yazılı ve görsel yayın organlarında yer alan tavukçuluk  haberlerinde hala tüketici yanıltılmaktadır.Şöyle ki;

ÜRETİMDEN ÇIKARILAN YUMURTA TAVUKLARI

 Çeşitli kez uyardığımız halde üretim çiftliklerinde ekonomik ömrünü doldurmuş ve eskiden yem katkısı olarak kullanılan tavuklar semt pazarlarında ve bazı kasap dükkanlarında hala köy pilici adı altında yüksek fiyatlarla satılmaktadır.

 Adeti 2 liradan çiftliklerden toplanan bu tavuklar market ve kasaplarda köy tavuğu diye adedi 20-25 liradan satılmaktadır.Yemek programlarında bile “Köy tavuğu geç pişer ” denilerek yine tüketici aldatılmaktadır.

 Aynı şekilde sanayi yumurtasını alan bazı kötü niyetli kişiler bu ürünleri gübreye batırıp saman dolu sepetlerle çok yüksek fiyata köy yumurtası adı ile satmaktadırlar.

 Bu yayınlarımız üzerine TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman “Adında ‘doğal, köy’ gibi ifadelerin yer alması, tahta kasalar veya samanlar içerisinde satışa sunulması o ürünün organik olduğu anlamına gelmez” diyerek  sahtekarlığa dikkat çekti.

 Petek Ataman bu konuda şu açıklamalarda bulundu;

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman, tavuk ve yumurtanın, klasik veya organik hangi yöntemle yetiştirilmiş olursa olsun, “güvenli” kabul edilebilmesi için yasalarla oluşturulan kurallara uygun üretilmesi ve tüketiciye ulaşması gerektiğini belirtti.

 “Organik”, “Free Range (Serbest gezinen)”, “Doğal Besi”, “Doğal” ve “Köy” ibareleriyle satışa sunulan tavuk eti ve yumurtayla ilgili soruları yanıtlayan Ataman, organik tarımın, tarım ve veteriner ilaçları ile kimyasal gübrelerin kullanımından kaynaklı kalıntı ve çevre kirliliği sorununu çözmek amacıyla ortaya çıktığına dikkati çekti.

 Ataman, bu nedenle organik üretimde kullanılan tohumdan yeme, toprağın yapısından hayvan barınağı/kafesin özelliklerine kadar her şeyin kurala bağlandığını söyledi.

 Ağırlıkla biyolojik mücadele yöntemleri kullanılması nedeniyle organik ürünlerde, kuralına uygun üretildiğinde kalıntı riski bulunmadığını kaydeden Ataman, “Bu açıdan, sağlıklı ürünlerdir. Ancak bu ürünler, mikrobiyolojik bulaşılar, hastalık etmenleri içermeleri açısından daha az riskli değillerdir. Diğer yandan kuralına uygun olarak üretilen ancak organik olmayan ürünler de insan sağlığına uygun ürünlerdir. İçerebilecekleri maksimum kalıntı limitleri belirlenmiştir. Her iki durumda da önemli olan, mevzuatla belirlenen kuralların etkin biçimde denetimidir” diye konuştu.

Ataman, organik ürünleri tercih eden bir tüketici topluluğu bulunduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Ancak bir de yaratılan bilgi kirliliği nedeniyle organik ürünler dışındaki ürünlerin, özellikle gelişen teknolojiye bağlı olarak gelişmiş tekniklerin kullanımıyla üretilen ürünlerin sağlığa zararlı olduğuna inandırılmış ve klasik yöntemlerle üretilen ürünlerden korkar hale getirilmiş bir tüketici grubu var. Hal böyle olunca, organik ürünlere yönelim de çok artıyor, bu hassasiyeti kullanmaya çalışanlar da çıkıyor.

 Ülkemizde ürünleri organik olmadığı halde organikmiş izlenimi uyandıranlar, akıl karıştırıcı biçimde ve piyasa değerinin çok üzerinde fiyatla ürünlerini pazarlamaktadır.” Organik ürünlerin fiyatının, klasik ürünlere göre fazlalığının normal olduğuna işaret eden Ataman,”Ancak oluşan tüketici hassasiyetiyle fiyat farkı, zaman zaman mantıklı bir biçimde açıklanamayan boyutlara varmaktadır” dedi.

 “Birçok ürün, organik iddiası veya imasıyla tüketiciye ulaşabiliyor”

Petek Ataman, organik ürünlerin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kurumlarca sertifikalandırıldığına ve kontrol edildiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Bakanlığın, kurduğu bu sistemin doğru işleyip işlemediğini de denetlemesi gerekiyor. Yani hem yetkilendirdiği kurumları hem de örnekleme yöntemiyle piyasadaki organik ürünleri denetlemesi gerekiyor. Bu denetimlerin yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Organik olmayan birçok ürün, organik iddiası veya imasıyla tüketiciye ulaşabiliyor. Bu sistemde izlenebilirlik de çok önemli. Organik üretim konusunda sertifikalandırılmış olan kuruluş veya kişi tarafından üretilebilecek ürünün miktarı,bellidir. İşletme kapasitesi, kümes büyüklüğü, aslında somut verileri sunar. Pazardaki ürünün bu miktara uygun olup olmadığının denetlenmesi, en az sertifikalı olup olmadığının denetlenmesi kadar önemlidir. İster klasik, ister organik yöntemle yetiştirilsin, ürünler, yasalarla oluşturulan kurallara uygun olarak üretildiği ve tüketiciye ulaşması sağlandığı sürece güvenlidir. Önemli olan bu kurallara uygunluğun denetiminin etkin biçimde yapılması, usulsüzlük yapanları caydırıcı uygulamaların hayata geçirilmesidir.”

 “Köyde üretilmesi, organik olduğu anlamı taşımaz”

 Bir ürünün köyde hatta kendi bahçemiz ya da çiftliğimizde üretilmesinin, “organik” olduğu anlamı taşımadığına işaret çeken Ataman, kullanılan girdilerden, temizlik ve dezenfeksiyonda kullanılan malzemelerin tümüne, üretimde kullanılan yöntemlere kadar tüm ayrıntıların kurallara uygun olması gerektiğini, üretimin yapıldığı yerin yakınından geçen bir karayolu ya da çevrede bulunan sanayi tesisinin varlığının, üründe hiçbir kimyasal girdi kullanılmasa dahi organik olma koşullarının bozulmasına yol açabileceğini anlattı.

 

Ataman, bir ürünün organik olduğunun, etiketinde yer alan Türkiye logosundan anlaşılabileceğini belirterek, adında “doğal”, “köy” gibi ifadelerin yer almasının, tahta kasalar veya samanlar içerisinde satışa sunulmasının, o ürünün organik olduğu anlamına gelmediğini ifade etti.

Kaynak: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=57192


Gündem
Sosyal Medyada ASYSTPORT
© Copyright 2017 Hemosoft IT&Training Services Inc. All rights reserved.